» Edebiyat



Bu Bölüm Yapım Aşamasındadır.

Devamını Oku

» Ahmet Kutsi Tecer Şiirleri



Başbaşa İşte bir vazoda açmış iki gül İşte bir saksıda eşsiz kuşkonmaz. Gülleri gördükçe gönlüm bir bülbül Saksıya baktıkça içimde bir haz. Dışarda fırtına, uğultu, tipi Odada sessizlik tutulur gibi. İşte o da geldi, evin sahibi Oturduk, eskiden konuştuk biraz. Dışarda fırtına, tipi... Yerler kar İçerde başbaşa iki bahtiyar. Onları ısıtan eski bir bahar Dışarda yepyeni bir kış, bir ayaz.   Çıngırak Bir gün parmaklığa elin varmadan, Bir titreyiş gibi çalar çıngırak. Mevsimler geçtikten sonra aradan, Bu ses beni bir gün çağırsın, bırak... Kumluktan serperken dallar başına, Geç hızla, merdiven gelir karşına, Eşikten atlarken ayak taşına, Bu sesler içimde yer etsin, bırak... İt, işte önünde kapım, aralık, Oda bıraktığın gün kadar ılık, Bir ince su sesi gibi lık, lık, lık, Gönlünden nedamet boşansın, bırak...   Rüzgar Gülü Her yandan duyarım bir gül kokusu, Meltemle dağıtır uzak bahçeler. Günbatısı, poyraz ve gündoğusu, Cenup rüzgârları ruhumu çeler.Bilmem ki nerede bu gizli bahar? Nereden bu ıtri alıyor rüzgâr?İklimler dışında bir iklim mi var? Ne fecir bir şey der, ne şafak söyler.Gün olur çağırır beni her ufuk, Sevdalar eline başlar yolculuk, Elinde bir rüzgârgülü, bir çocuk, Durmadan yüzüme bakarak üfler.   Besbelli Besbelli ölümüm sabahleyindir İlk ışık korkuyla girerken camdan Uzan başucumda perdeyi indir Mum olduğu gibi kalsın akşamdan Sonra koş terlikle haber vermeye "kiracım bu sabah can verdi" diye Üç beş kişi duysun ve belediye Beni kaldırmaya gelsin odamdan Evden çıkar çıkmaz omuzda tabut Sende eller gibi adımı unut Kapımı birkaç gün için açık tut Eşyam bakakalsın diye arkamdan...

Devamını Oku

» Ahmet Hamdi Tanpınar Şiirleri



Başımızın Üstünde Bir Bulutun Başımızın üstünde bir bulutun Güneşe asılmış gölgesi, Uzakta toz halinde dağılan Yoğurtçu sesi, Gün bitmeden başladı içimizde Yarınsız insanların gecesi   Bursada Zaman Bursa'da eski bir cami avlusu, Küçük şadırvanda şakırdayan su. Orhan zamanından kalma bir duvar... Onunla bir yaşta ihtiyar çınar Eliyor dört yana sakin bir günü. Bir rüyadan arta kalmanın hüznü İçinden gülüyor bana derinden. Yüzlerce çeşmenin serinliğinden Ovanın yeşili göğün mavisi Ve mimarilerin en ilahisi. Bir zafer müjdesi burda her isim: Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın Hala bu taşlarda gülen rüyanın Güvercin bakışlı sessizlik bile Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle. Gümüşlü bir fecrin zafer aynası, Muradiye, sabrın acı meyvası, Ömrünün timsali beyaz Nilüfer, Türbeler, camileri eski bahçeler, Şanlı hikayesi binlerce erin Sesi nabzım olmuş hengamelerin Nakleder yadını gelen geçene. Bu hayalde uyur Bursa her gece, Her şafak onunla uyanır, güler Gümüş aydınlıkta serviler, güller Serin hülyasıyla çeşmelerinin. Başındayım sanki bir mucizenin, Su sesi ve kanat şakırtısından Billur bir avize Bursa'da zaman, Yeşil Türbesini gezdik dün akşam, Duyduk Bir musikî gibi zamandan Çinilere sinmiş Kur'an sesini. Fetih günlerinin saf neşesini Aydınlanmış buldum tebessümünle. İsterdim bu eski yerde seninle Başbaşa uyumak son uykumuzu, Bu hayal içinde... ve ufkumuzu Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk, Havayı dolduran uhrevi ahenk. Bir ilah uykusu olur elbette Ölüm bu tılsımlı ebediyette Belki de rüyası büyük cetlerin, Beyaz bahçesinde su seslerinin.   Sen Ve Ben İçme, ilk yudumda zehirler seni Bahtın kadehime döktüğü şarap. Her akşam koynunda uyutur beni, Her sabah alnımdan öper ızdırap. Sen, yirmi yaşında bir baharsın ki Gölgende neş'enin rüzgârı eser. Düşünen alnımda benim her çizgi Baharı olmayan bir kışa benzer Sana ufuklar “Gel! ” diye bağırır, Ellerinde çiçek haykırarak Seni gür sesiyle hayat çağırır...

Devamını Oku

» Ahmet Erhan Şiirleri



Buz Üstünde Yazılan Şiir Buz üstüne yazmak isterdim Bütün bu şiirleri Üç beş gün öyle kalır Sonra eriyip giderdi Kaybolursa da ne çıkar Yazılmış o kadar şiir ? Onca acı, tedirginlik Bir avuç su oluverir Buz üstüne yazmak isterdim Bütün bu şiirleri Ya da denizin yaladığı Bir kıyıya bırakmak... Boğulup gitsin sesim Uçsuz bucaksız bir koroda Duyulmayacaksa silah sesleri Girdiğimiz her sokakta Çektiğimiz bunca acıyı Varsın hiç bilmesin çocuklar Barışa, kardeşliğe dair Yarın nice şiir yazarlar Buz üstüne yazmak isterdim Bütün bu şiirleri Ve sonra çekip gitmek Dalgın bir cırcır böceği gibi.   Cellat Sanırım bitiyor artık Bu serüven, bu yaşam Eski bir dost kılığında Ve dönüp bakmadan Dört yönden, aynı anda Vuruyor rüzgarlar Böyle ayakta durabiliyorum ancak Poyraz, lodos, karayel Şiirler okuyorum Yatağında uyuyan oğluma O bir su damlası gibi Gülüyor katılırcasına Artık çok geç Yağmurun izini sürmek için Gençliğimin solduğu sokaklarda Ağır ağır ip sıkıyor cellat Uyanıyorum Kendi elim boynumda...  

Devamını Oku

» Ahmet Ada Şiirleri



Serçe Giydim ben de yalnızlık hırkasını Dilimde eski hüzzamlar Kulağımda ipek sesi unutulmuş hatmi çiçeğinin Kar mavisi kirpiklerinin sesi Bir güvercin curcunası olan yaz göğünün sesi Usulca çömelip yem arayan serçe sesi Uçtum o serçeyle Uçmasını bilen limon ağacının sesi Bir Chagall resminin çocuksu sesi Uykusuz şairler korosunun güneşli sesi Sanayi sokağında hangarların orada Uçarı gölgelerin sesi Mozaikler arasından püsküren bir çiçeğin sesi Manastır avlusunda Bir Sümer tabletinin kırık sesi Yaklaştım yanına gök sayfaları arasında Sırlar saklayan kapıların sesi Seviyorsan beni hala saçındaki leylak sesi Kökü ordadır diye sevdanın Bir bumerang gibi sana döndüm Varoşların burcu kalbine Yaşadım beter bir aşkı, öğrendim Kalp kalesinin ikiye bölündüğünü Dolunayların senin çocuk gözlerine dolduğunu Bunun şaşırtıcı bir şey olduğunu Solgun gelinciklere söyledim Ürgüp'te Develerin üstünde hatıra fotoğrafı çektiren seyyahlara Bakırcılar çarşısının esnafına Çömlek ustalarına Çuha çiçeklerine söyledim dere boyunda Bir tel uzadı ışıklı bir tel saçında Giydim aşk urbasını sana geldim Birdenbire yaz yağmuru başıboş caddelerde Giyindim yağmuru sana geldim Üstelik vakit ikindi, Kalbe akan çınarların sesi Balkonların kuş vakti, vaktin sesi Seviyorsan beni hala pırıl pırıl sevdanın sesi Yağmur muydu yağan yoksa yıllar mı Kirli sarı bir şehir omuzlarımda Sokuldum kırık yazılara Yazıların veda sesi Kuş sayfaları arasında

Devamını Oku

» Ahmed Arif Şiirleri



Hasretinden Prangalar Eskittim Seni anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. Ard- arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu Dışarda gürül- gürül akan bir dünya... Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri takayım, Bir o yana Bir bu yana... Seni bağırabilsem seni, Dipsiz kuyulara. Akan yıldıza. Bir kibrit çöpüne varana. Okyanusun en ıssız dalgasına Düşmüş bir kibrit çöpüne. Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, Yitirmiş öpücükleri, Payı yok, apansız inen akşamdan, Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene, Seni anlatabilsem seni... Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini...   Tutuklu BirdenKurşun yemiş gibi susarGözbebeklerine karşıSusar daAçılıp yol verir şehirSade radyolarda bir gamlı hava"Elaziz uzun çarşı"Firarda gözüm yokNamussuzum yokYok pişmanlık bir halimYaslanıp bir cigara yakmak isterimDumanı cevahir değerMağlup mu desem mahçup muAma ikisi de değilBen garip sen güzelDünya umutluÖyle bir tuhafım bu akşam üstüSevgilim Canavar götürür gibiiki yanımİki süngü.

Devamını Oku



KİTAP ÖZETLERİ - ROMAN ÖZETLERİ - HİKAYELER - MASALLAR

Sitemiz Yenileniyor


Tasarımımızla ilgili fikirler vermek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.